22 Ağustos 2007 Çarşamba


Çocuklarda Diş Hekimi Fobisini Aşma Yolları...!


Yapılan araştırmalar, Türk toplumundaki çocukların %80-90’ının diş hekiminden korktuğunu gösteriyor. Bu korku şaşırtıcı bir şekilde, farklı yaş gruplarına mensup çocukların neredeyse tamamında görülüyor. Kısaca diş hekimi fobisi çocuklarda yaş tanımıyor.

Peki sizce diş tedavisinden çekinen sadece çocuklar mı?

Elbette değil. Uluslararası veriler, dünya nüfusunun neredeyse %10’unun korku yüzünden diş hekimine gitmekten kaçındığını gösteriyor. Bu gerçekten ciddi bir oran.

Diş hekimi korkusu, bazen kişinin psikolojik durumunu bozucu boyutlara varabiliyor. Öyle ki, diş ağrıları dayanılmaz hale gelmiş olmasına rağmen diş hekimine gitmeyen ya da gitmek zorunda kaldığında kalp çarpıntısı, mide bulantısı ya da terleme gibi fiziksel reaksiyonlar gösteren kişilere rastlamak mümkün. Aslında diş hekiminden korkmak bir suç ya da ayıpsanacak bir durum değil. Aksine böylesi durumları insanın doğal bir tepkisi olarak değerlendirmek ve ele almak daha doğru.

Diş hekimi fobisini yenmek için, işe Korku ve Fobi kavramlarını birbirinden ayırarak başlamak gerekiyor. Diş hekimi korkusu, insanoğlunun yaşadığı diğer tüm korkular gibi mantık dışı varsayımlara ya da yanlış duyumlara dayanıyor. Bu, doğru yaklaşımlar ile aşılabilir bir doğal tepki süreci.

Diş hekimi fobisi ise, korkunun bir üst kademesi olarak adlandırılıyor. Kişi bu davranış şeklinde olaydan saklanıyor. Ciddi bir rahatsızlığı olsa bile sıkıntılarını bastırarak kendinden ve mevcut sorunundan kaçma eğilimi gösteriyor. Ancak malesef bu kaçış eylemi, hastayı içinden çıkması çok daha güç bir duruma sokabiliyor. Örneğin çoğu zaman kişinin problemi basit bir tedavi ile çözülebilecek durumdayken, diş sorunu daha komplike ve zahmetli bir tedavi gerektiren bir hale dönüşebiliyor.

Ancak yine de, her fobide olduğu gibi, diş hekimi fobisini de doğru adımlarla geride bırakmak mümkün.

Çocuklarda aynı zamanda yetişkinlerde diş hekimi fobisini aşmak için, öncelikle bu korkunun temeline inerek, fobiye sebep olan faktörleri yakından tanımak gerekiyor.

Diş hekimi fobisine neden olan faktörler 3 temel başlık altında toplanıyor. Birinci başlıkta, aileden, okuldan, iş yaşamından ya da kişinin sosyal hayatında yer alan diğer gruplardan aldığı yanlış duyumları kapsayan Çevresel Faktörler yer alıyor. Yanlış duyumlar, kulaktan kulağa hızla geziyor. Böylece pek çok olay, kişiye abartılarak ya da yanlış ifade edilerek geri dönüyor. Çocukta ya da yetişkin bireyde diş tedavilerine karşı olumsuz bir algı oluşuyor.

Olumsuz algıyı yaratan bir diğer faktör de Yanlış Deneyimler olarak adlandırıyor. Yanlış deneyimlerin temelinde, hatalı ya da eksik diş hekimi uygulamaları yer alıyor. Bu noktada çocuğun ya da bireyin karakterine uygun bir diş hekimi seçmenin; sonrasında karşılıklı güvene ve samimiyete dayanan bir hasta-doktor ilişkisi kurmanın ve bu ilişkiyi güçlendirerek uzun süreli bir birlikteliğe dönüştürmenin önemi artıyor.

Özellikle çocuklarda diş hekimi fobisinin önüne geçmek için, kesinlikle Çocuk Diş Hekimliği alanında ciddi bir bilgi birikimi ve tecrübesi olan uzman hekimleri tercih etmek gerekiyor.

Diş hekimi fobisini yaratan olumsuz faktörlerden biri de ailelerin yanlış yönlendirmeleri... Yaramazlık yapma seni dişçiye götürürüm!, Uslu dur yoksa doktor sana iğne yapar., Yemeğini çabuk ye, yoksa dişini çektiririm! benzeri korkutmalar çocukluktan başlayarak, bireyin ömür boyu diş tedavisinden kaçmasına ve yaşam boyu bir fobiye sahip olmasına neden oluyor.

Olası bir fobiyi aşmak için, kesinlikle bu tarz korkutmalardan kaçınmak ve böylesi bir yaklaşım içerisinde olanları uyarmak gerekiyor.

Sizde, ailenizde ya da çocuğunuzda diş hekimi fobini atmak için ilk adımı attınız. Korkuya sebep olan faktörler ile tanıştınız. Geriye doğru hekimi seçip, çocuğunuz ve aileniz için bilinçli bir geleceğe yürümek kalıyor.

Asılsız nedenlerin yarattığı fobilerden arınmış, sağlıklı günler dileğiyle...

İpuçları
• Bir çocuğun diş hekimi fobisini yenmesinde ailesinin rolü büyüktür.
• Süreç doğru hekimi seçmek ile başlar.
• Doğru hekim, çocuk diş hekimliğinde uzman biri olmalıdır.
• Çocuğa uygun yapıdaki klinikler tercih edilmelidir.
• Bu noktada dekor, müzik, özel odalar ve personel büyük önem taşır.
• Başlangıç tedavileri kısa tutulmalı, seanslar eğlenceli hale getirilmelidir.
• Tedavi ve kontroller boyunca çocuk hasta düzenli olarak bilgilendirilmelidir.
• Ağız ve diş sağlığı bilinci kişiye genç yaşta kazandırılmalıdır.
• Aileler bu sürece destek olmalı, hekim ve çocuk arasında köprü oluşturmalıdır.




DİŞHEKİMİ HANGİ DİŞ MACUNUNU ÖNERMELİDİR?



Hastalar genelde dişhekimlerine hangi diş macunu kullanmaları gerektiğini sorarlar. Burada ilk planda önemli olan kişiler için diş çürüklerini önleyici tedbirleri almaktır. Çok çeşitli etkinliğe sahip dişmacunları olduğu ileri sürülüyor ise de etkisinin kesinlikle kanıtlandığı düşünülen tek madde fluorürdür. Çünkü bu madde 30 yıldır diş macunlarında yer almaktadır. Ayrıca toplumumuzda genç sayısı çok fazladır. Bu sebepten dişhekimlerinin önereceği diş macunu içinde mutlaka fluorür olmalıdır. Fluorürün, sodyum fluorür veya sodyum monofuorofosfat şeklinde oluştuğu etkinliğini büyük ölçüde değiştirmemektedir. Diş macunları içinde fluorür konsantrasyonları %0.22-0.32 arasında değişir. Bu konsantrasyon farkıda bilimsel açıdan önemli değildir. Bir diğer deyişle dişhekimleri öncelikle içindeki fluorür hangi bileşikte ve konsantrasyonda olursa olsun fluorürlü diş macunlarını önermelidirler. Büyük olasılıkla üretici firmalarda bunu görmüş ve çok farklı etken maddelerin yanında fluorürleri mutlaka diş macunlarının içine ilave etmeye başlamışlardır. Ancak dişhekimlerinin diş macunu kutusunun üzerini okuyarak içinde fluorür olduğundan emin olması gerekir.

Fluorürler dışında tedavi edici görev yapan pekçok madde diş macunlarına ilave edilmektedir. Bunların içinde hemen hepsi belli ölçülerde etkilidirler.Ancak bu çalışmaların kesinlik kazanması için daha uzun bir süre denemeleri gerekir. Bu konuda hastaya yararlı olabilmek için dişhekimi klinikte gerekli tedaviyi yapmalı ve diş macunu ek bir yardımcı olarak kullanılmalıdır.Plak oluşumu ve gingivitisle mücadele, diştaşlarının ortadan kaldırılması, dentin duyarlılığının giderilmesi, dişlerin beyazlatılması kesinlikle dişhekiminin görevidir. Dişhekimi bu konularda üzerine düşeni yaptıktan sonra ağız hijyeninin eksik kalan yönlerini ve tedavinin sürekliliğini sağlamak için diş macunlarından yardım isteyebilir. Diş macunlarının hiçbirinden hekimin yapması gereken işlevleri ve başarıyı beklemek mümkün değildir. Diş macunlarından bir yarar sağlayabilmek için de her diş macununun kompozisyonunu ve neye yönelik kullanılması gerektiğini bilmesi yerinde olur.

Sonuç olarak dişhekimleri, içinde fluorür bulunan diş macunlarını öncelikle önermelidirler, ayrıca hastanın ağız-diş sağlığını gözönüne alarak onun için yararlı olabilecek diş macunlarını da kendisine kullandırtmalıdır.

ÖZET

Diş macunları tüm dünyada ağız sağlığı için en çok kullanılan maddelerden biridir. Ayrıca fluorür taşıyan diş macunlarını kullanan toplumlarda son 30 yıldır diş çürüklerinde azalmalar görülmektedir. Bu sebeple fluorür veya diğer bazı etkenleri kapsayan diş macunları hakkında bilgi verildi. Sonuç olarak dişhekimleri fluorür taşıyan diş macunlarını hastalarına tavsiye etmeli ayrıca diğer maddeleri içerenlerden de gerektiğinde yararlanmalıdırlar.

Kaynak:Prof.Dr.Mübin Soyman

21 Ağustos 2007 Salı

Türk Dişhekimleri Bülteni ONLiNE !



Türk Dişhekimleri Bülteni artık ONLiNE !

Türkiyede bulunan, kamuda yada özelde çalışan,fakültelerde akademisyenlik yada öğrencilik yapan tüm meslektaşlarımız için sektör ve camiamızdaki haberleri takip etmeniz için tasarlanan Blogumuza hoşgeldiniz.